Analiz Ekonomi

“Bacasız Sanayi”nin COVID-19 ile Mücadelesi

“Bacasız Sanayi”nin COVID-19 ile Mücadelesi

Yazar: Selen Yıldız

Aylardır tüm dünya bir virüse karşı mücadele vermektedir.  Çin’de ortaya çıkan bu virüsün etkilerinin de dünyanın her yerine çok hızlı yayılmasını anlamakta güçlük çekmiyoruz. COVID-19 ile birlikte küresel anlamda hareketlilikten durağanlaşmaya giden bu süreçte ülkeler kendi içlerine kapanmıştır.  Yapılan bir çalışmada (Ayittey, Ayittey, Chiwero, Kamash ve Dzuvor, 2020) küresel anlamda yaşadığımız bu çaresizliğin bilhassa ekonomik kaynaklı çokça etkisi olacağı üzerinde durulmuştur.. Finansal olarak en çok etkilenen ülkeler ilk etapta kendi ekonomisinin büyük bir kısmını turizmden karşılayan ülkelerdir. Öyle gözüküyor ki seyahat ve turizm sektörü bir felaketin içinde kalmıştır.

Kaynak: Dünya Turizm Örgütü Ocak 2020 Değerlendirmesi

Dünya Turizm Örgütü tarafından yapılan çalışmada (2020) ülkelerin turizmden muazzam gelir elde ettiklerini vurgulanmıştır. Ayrıca; 2020 yılında ve sonrasındaki 5 yıl içinde eski rakamlara ulaşılamayacağı yönünde projeksiyon çizmişlerdir.  Halbuki turizm, birçok ülke için ekonominin büyük bir kısmı veya can suyu olan döviz girdisi sağladığından dolayı tetikleyici güç olarak değerlendirilmektedir. Ülkelerin COVID-19 salgını karşısında aldığı ilk tedbir giriş çıkışların kısıtlanmasıdır.

Bu konu ile ilgili Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği CEO’su Alexandre de Juniac  “COVID-19’un havayolu endüstrisi üzerindeki yıkıcı etkisini yeterince açıklayacak hiçbir kelime yok. Ekonomik kriz, havayollarına bağımlı işlerde çalışan 25 milyon çalışanı doğrudan işinden edebilir. Havayollarının salgınla mücadele etmesi için hem finansal rahatlamaya hem de önümüzdeki sürece hazır olmaları için dikkatli bir planlama ve koordinasyona ihtiyacı olacaktır” (IATA, 2020) şeklinde konuşarak sektörün durumunu tüm gerçekliği ile gözler önüne sermiştir.  Aynı durum tüm turizm sektörü bileşenleri için geçerlidir. Turizm sektörü sanıldığından çok daha fazla yapı taşına sahiptir. Bu sektör restoranlardan kafelere, beş yıldızlı otellerden cruise gemilerine kadar çok farklı alanda hizmet sunmaktadır. Yaşanan veya yaşanacak olan zorluklara sadece büyük firmaların varlığı ve onların beka sorunu olarak bakmak hatalı bir bakış açısı olur. Son zamanlarda yapılan bir çalışma (Acar, 2020) dünyada birçok insanın turizm sektöründe istihdam edildiğinden bahsetmekte ve yine başka bir çalışmada (UNWTO, 2020) bu durumun sektörün sorumluluğunu daha da artırdığından bahsetmektedir.  Öyle görünüyor ki COVID-19 sonrası turizm sektörü eskiye uzun bir süre dönemeyecektir.

Peki COVID-19 sonrası turizm nasıl olacak?

Otelcilik ve Konaklama hizmeti için hijyenin yeniden tanımlanması

Daha az sayıda misafir ağırlama, hijyen kurallarının yeniden düzenlenmesi, odalar ve toplu kullanım alanları ile ilgili kısıtlamalar, yeme-içme mevzuatı içindeki değişiklikler, resepsiyondan oda servisine kadar tüm hizmetin yeniden planlanması gibi çok sayıda önlem alınmak durumunda kalınacaktır.

Bir başka yenilik ise normalleşme sürecinin belli bir aşamasından sonra başlayacak olan ülkemizde bulunan tesislerin sertifikalandırılmasıdır. Restoranlarda bir sandalye boş oturum ya da iki metre sosyal mesafe kuralı uygulamaları, otellerde bir odanın iki gün boş bekletilmesinden sonra satılması gibi düzenlemeler yapılacaktır. İlk etapta turizm hareketliliğin sağlanması için iç turizm canlandırılmalı, belli bir düzeyde kontrol altına alınan virüs yayılımından sonra ülke sınırları içinde seyahat kısıtlaması kaldırılmalıdır.

Tüm bunların yapılabilmesi için hijyen kurallarına uyulmalıdır. Bunun ile ilgili tüm personel eğitim almalı ve eş zamanlı iç ve dış denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Burada geçmiş dönemdeki hijyen kuralları ya da malzemelerinde köklü bir değişim gerekmektedir. Türkiye, turizm sektöründe hizmet kalitesi açısından uluslararası anlamda oldukça yetkin bir ülke konumundadır. Türkiye’nin pandemi sonrası aldığı tedbirler ile sektörde yeterli güveni oluşturduktan sonra turistler için cazibe merkezi haline gelmesi muhtemel olacaktır.

Misafirlerin sağlığı ön planda tutulmalı

Özellikle ilk etap normalleşme sürecinden sonra planlanması gereken bir diğer önemli husus ise gelen misafirin sağlık durumudur. Tesis girişinde kontrol yapılması, toplu alanlara girişte ateş ölçümü, sağlık geçmişinin taranması ile ilgili düzenlemeler gündemdedir. Bazı uluslararası kurumlar tesis öncesi test yapılması ile ilgili planlamalar üzerine çalışmalar yapmaktadır. Bir diğer öneri ise her insanın sağlık karnesinin olmasıdır.  Kişilere ait kimlik belgeleri gibi bir de sağlık kimliğinin olması üzerine daha enformatik çözümler üretilebilir. Otelcilik ve konaklamada karşımıza çıkan bir diğer yeni uygulama ise “kişisel sağlık danışmanı” hizmetidir. Bir telefon kadar uzak olan bu danışman sayesinde otellerin, misafirlere otelcilik hizmetlerinin yanında bir de hastane güveni yaşatması hedeflenmektedir.  Öyle görünüyor ki bu virüs, hizmet çeşidinin fazla olduğu bir sektöre daha başka birçok yeni gelişme ekleyecektir.

Dünyanın gidişatı doğru tahmin edilmeli

Gelecek, insan ve teknolojinin bir arada olacağını bize her geçen gün daha yoğun hissettirmektedir.  Bu noktada ileri görüşlü olmak ve bir sonraki adıma hazırlanmak ülkelerin turizm geleceği için oldukça önemli hale gelmiştir. Turizm sektörü insan odaklı bir yapı olmasından dolayı burada yapılacak inovatif çözümlerin insan ile entegre olması gerekmektedir. Çağa ayak uydurup teknolojik alt yapısını destekleyen tesisler yatırımlarının karşılığını kısa bir süre sonra alacaktır.

“Akıllı oteller” çağına ivedi entegre olunmalı

Dünya bunu bir süre önce deneyimledi fakat Türkiye’de bu konsepte yakın oteller ne yazık ki hala teknik sıkıntılar yaşamaktadır. Anahtar karttan, kimlik bilgileri paylaşımı amacıyla paylaştığımız karta kadar birçok noktada insan teması olduğu için hijyen bir kenarda bırakılıyor. Tam manası ile “smart hotel” uygulamasına geçilmesi için bu salgın durumu fırsata çevrilmelidir. Yakın zamanda sistemi robotlara bırakmayacağımız düşünüldüğünde çalışma sisteminin revizesi gerekmektedir.  Dünyada örnekleri olmakla birlikte Türkiye’de sistem şu şekilde olmalıdır. Öncelikle check-in, kimlik bilgileri gibi işlemler web üzerinden olmalıdır. Bu işlemler tamamlandıktan sonra sistemde QR kodlu oda kapı giriş kartı online olarak oluşturmalıdır. Oda içinde tüm resepsiyon işlemleri için otelin aplikasyonu kullanılmalıdır. Bunun yanı sıra A’la carte, spa gibi hizmetlerin rezervasyonu ve satın alım işlemi bu aplikasyon üzerinden olmalıdır. Tesis içinde ekstra alınan her şey için ödeme bu şekilde yapılmalıdır. Bu yöntem ile temasın minimum seviyede olması sağlanacaktır. İşlemler beklemeden hızlı olarak yapılacağı için hizmet kalitesi yüksek olacak, birçok maliyet de bu şekilde azalacaktır.

Geleceğin turizm trendleri neler olacak?

Her ne kadar oteller hizmet kalitelerini yükseltseler bile COVID-19 salgını sonrası oluşan travma çok kolay atlatılamayacaktır.  İnsanlar sosyal mesafe kuralı uyarınca kalabalık otellerden ziyade daha az insanın olduğu alanları tercih edecektir. Bununla birlikte alınacak önlemlere paralel artacak havayolları ulaşım fiyatları düşünüldüğünde farklı alternatifler kaçınılmaz hale gelmektedir. Yaşanılan her kriz aynı zamanda kendine ikame bir fırsat sunmaktadır. Bu krizin fırsatı ise 90’lı yıllardaki gibi karavan ve çadır turizmini canlandıracak olmasıdır. Artan ulaşım maliyetlerine karşın sağladığı birçok kolaylıktan ve sağlık açısından güvenilir olduğundan karavan ile seyahat tercih edilecektir.

Öneri

Karavan turizmi Türkiye’de gelişememiş bir turizm türüdür. Gerekli yatırımlar ve alt yapı çalışmaları yapıldığı takdirde karavan ile sindire sindire Türkiye’yi gezme fikri, bu konuda alternatif arayan ve farklı bakış açılarına açık olan insanlar için çok iyi bir seçenek olacaktır. Karavan kamp alanlarının oluşturulması, teknolojik alt yapının kurulması ve tüm hizmetlerin güvenilirliğinin sağlanması gerekmektedir.

Havayollarının pahalılaşmasından sonra bir diğer alternatif ise tren ile seyahat etmek olacaktır. Özellikle gençler tarafından tercih edilen tren, uzun zamana mal olsa bile ucuz ulaşım aracı olduğundan dolayı eski popülaritesine dönecektir. Türkiye’nin coğrafi konumu ve sahip olduğu güzelliklerden dolayı Avrupa ve Asya’da yaşayan orta gelir grubu için gözde yeni adres olmasına sebep olacaktır.

Öneri

Demiryolları ulaşımı sağlayan kurumların alması gereken önlemler şöyle olmalıdır. Öncelikle hijyen yönetmeliği yeniden oluşturulmalı, titizlik ile takip ve kontrol edilmelidir. Alternatif rotalar ve güzergahlar düzenlenmeli, tren içinde sosyal mesafe kurallarına uygun oturma düzeni oluşturulmalıdır.

Sağlık ve medikal turizminin önemi artacaktır. Ülkelerin COVID-19 ile mücadele şekli ve başarısı insanların sağlık sistemine güven kazanmasını sağlayacaktır. Özellikle Türkiye sağlık sistemi ve kapasitesi açısından birçok dünya devi ülkeden oldukça ileridedir. Bunun kazanımı ekonomik anlamda olumlu katkılar sunacaktır.  Sağlık sisteminin güçlü ve koronavirüs hastalığının tedavisinin ücretsiz olması dünya nezdinde güven inşa etmiştir.

Öneri

Bu yıl turizmin özellikle yüksek sezon olarak tanımlanan kısmında virüs ile mücadele kapsamında oldukça ağır maddi kayıp yaşamış olan sektörün canlanması için sağlık turizmi stratejik olarak düşünülmelidir. Bu doğrultuda gerekli yatırım yapılıp, doğru tanıtım ile anlatıldığında kalan 8 ay için döviz girdisi sağlanabilir. Bu da ekonomi için oldukça değerli bir adım olacaktır.

Alternatif butik tatil şekillerine göre çalışılmalı, sistem, daha küçük gruplar ile konaklamalı veya ortak gezi planları yapmaya yönlendirilmelidir.

Öneri

Termal, kış sporları, yayla, akarsu, botanik, dağcılık, golf, hava sporları, inanç, kuş gözlemciliği, mağara, sualtı dalış gibi turizm çeşitleri ile dış turizme yönelik alt yapı çalışmaları yapılmalıdır. Bu şekilde yüksek sezonda deniz turizmi ile kaybedilen dövizin diğer sekiz ay içinde bir şekilde geri dönüşümü olması sağlanmalıdır.

Leave a Comment