Analiz Teknoloji

Sağlık Sistemlerinin COVID-19 ile Dijitalleşmeye Geçişi

Sağlık Sistemlerinin COVID-19 ile Dijitalleşmeye Geçişi

Yazar: Emre Bayraktar

Son yüzyıl içerisinde teknolojinin olağanüstü bir hızla ilerlemesi, yaşamın her alanını kolaylaştıran cihazların geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Bununla birlikte sağlık alanı insan hayatıyla ilgili olduğundan dolayı her zaman daha gelenekselci bir yapıda olmuştur. Bu nedenle, geliştirilen teknolojilerin sağlık alanında da uygulanabilmesi tüm dünyada standartlaştırılmış uzun testler ve prosedürlere tabi tutulmuş ve güvenliği onaylanmadan kullanımı mümkün kılınmamıştır. Buna rağmen, özellikle son 10 yıl içerisinde, tıp alanında kullanılan ve daha çok ana klinik sorunlara ve hastalıklara çözüm sunan teknolojiler geliştirilerek sağlık görevlilerinin kullanımına sunulmuştur.

Bununla beraber, 2019 yılının sonunda insanlık modern tarihte daha önce karşılaşmadığı bir durumla, bir salgın hastalıkla karşı karşıya kalmıştır. Yeni tip koronavirüs salgını (“COVID-19”) aynı zamanda dünyadaki sağlık sistemleri için de daha önce eşi görülmemiş bir durum olmuştur. Gelişen teknoloji sayesinde hayatları her alanda oldukça rahatlayan ve karşılaşılabilecek her türlü sorunla mevcut teknolojiler sayesinde mücadele edilebileceğini düşünen insanlar, COVID-19 ile mücadelede başarılı olamamışlar ve hastalık hızla tüm dünyaya yayılarak bir pandemi haline dönüşmüştür.

COVID-19’un ortaya çıktığı zamanlarda ülkeler benimsenmiş gelenekselleşen uygulamalarla hastalıkla mücadele etmeye çalışmışlar ancak hastalık hızla yayılarak sağlık çalışanlarının görevlerini güvenli bir şekilde yerine getirmelerine engel olmaya başlamış, yeterli test kiti bulunamamış, maske ihtiyacı karşılanamamış ve hastanelerin böyle bir salgın hastalık karşısında yeterli yatak kapasitesine ve donanıma sahip olmadığı anlaşılmıştır (Tanne ve diğerleri, 2020). Aynı zamanda bu durum ciddi finansal sonuçlar doğurmuş ve küresel çapta bir ekonomik durgunluğa sebep olmuştur.

Tüm bunlar dikkate alındığında, özellikle başta yeni nesil iletişim ağları (5G), yapay zeka ve blockchain teknolojisi olmak üzere geniş anlamda Internet of Things (IoT – Nesnelerin İnterneti) sistemi kullanılarak, sağlık sistemlerinin dijitalleşmesi ve kendilerini modern dünyanın teknolojik gelişmelerine adapte etmesi ihtiyacı doğduğu aşikardır (Lin ve diğerleri, 2020). Sağlık sistemlerindeki bu dönüşüm iki açıdan olmalıdır; (1) gözlem, teşhis ve tedavi yöntemleri, ve (2) sağlık sistemine dolaylı olarak tesir eden etkenlerin azaltılması için.

Gözlem, Teşhis ve Tedavi Yöntemleri Bakımından

Yeni nesil iletişim ağları (5G), yapay zeka ve blokchain teknolojisi başta olmak üzere Nesnelerin İnterneti (IoT) akıllı bir sistem kurarak sağlık kurumlarının hastalıklarla ilgili verileri hızlı ve güvenli bir şekilde paylaşabilmelerine imkan vermektedir. Bu sistem her ülke tarafından yerel bazda kurulabileceği gibi, COVID-19 pandemisinde de olduğu gibi küresel çapta veri paylaşım sisteminin kurulmasının da oldukça önemli olduğu görülmüştür (Ting ve diğerleri, 2020). COVID-19 pandemisi başladığında bu eksikliğin farkına varılmış ve ülkelerdeki hasta sayısı, ölüm sayısı, hastalığın bulaşma hızı gibi bilgilerin yer aldığı platformlar geliştirilmeye çalışılmıştır. Ancak verilerin güvenilirliği her zaman tartışmalı olmuştur, bu nedenle bahsi geçen platformun Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası bir kurum tarafından kurumsallaştırılarak geliştirilmesi oldukça önemlidir.

Güvenilir verilerin belirli bir merkezde toplanması COVID-19 pandemisi gibi salgınlara karşı küresel çapta verilecek mücadeleye destek olacağı gibi, aynı zamanda bu veriler ülkesel veya bölgesel sağlık politikaların belirlenmesine de katkı sağlayacaktır. Nitekim, COVID-19 pandemisine ilişkin olarak, bölge ülkelerindeki veriler değerlendirilerek Afrika ülkelerinin COVID-19 pandemisine ne derecede hazır oldukları ve neler yapmaları gerektiğine ilişkin akademik çalışmalar yapılmıştır (Gilbert ve diğerleri, 2020). Güvenilir verilerin toplanmasına ilişkin bir sistemin kurulmasıyla beraber, komşu ülkelerdeki verileri de dikkate alarak, ülkelerin sağlık politikalarını daha etkili bir şekilde belirleyebilmeleri mümkün olabilecektir. Böylece ülkeler, bölgelerindeki belirli bir hastalığa veya genel anlamda sağlık sistemlerine ilişkin bir durum değerlendirmesi yapabilecekler, ayrıca çevre ülkelerin verilerini de inceleyerek muhtemel tehditleri belirleyecek ve sağlık sistemlerini bu tehditlere karşı hazırlıklı hale getirebileceklerdir.

Sağlık Sistemine Dolaylı Olarak Tesir Eden Etkenlerin Azaltılması Bakımından

Sağlık sistemlerinin dijitalleşmesiyle birlikte ülkeler sağlık personellerine en güncel bilgilerle gerekli kurum içi eğitimi verebilecekleri gibi yapay zekanın daha aktif bir şekilde kullanılmasıyla beraber hem hastalıkların doğru teşhis oranı yükselecektir hem de teşhis için harcanan maliyetlerde ciddi düşüş olacaktır. Zira COVID-19 pandemisi sırasında geleneksel mücadele prensipleri çerçevesinde uygulanan laboratuvar test kitlerinin küresel çapta yeterli sayıda olmadığı görülmüştür. Bu nedenle, çoğu ülkede sağlık çalışanları yeterli ve güvenilir test kitlerine sahip olmadıklarından dolayı COVID-19’a yakalanan kişilerin sıradan bir gripten farkını ayırt edememişlerdir ve hem hastanelerde COVID-19’a yakalanma şüphesiyle yığılmalar yaşanmış hem de salgının yayılması hız kazanmıştır. Kaldı ki, hastalığı geçiren insanların kesin olarak iyileşip iyileşmediğini anlamak için tekrar test yapılması ihtiyacı doğduğundan 1 kişiye 2 ve hatta bazen daha fazla test kiti kullanımı söz konusu olmuştur. Bunun yerine, kişilerin seyahat geçmişi, şikayetleri, hasta biriyle teması gibi gerekli bilgilerin girilerek kişilerin risk derecesini ölçen bir yapay zekanın kullanımının COVID-19 pandemisi sırasında oldukça yararlı olduğu görülmüştür (Chinese Hospitals Deploy AI to Help Diagnose Covid-19, 2020). Bu sayede, COVID-19 şüphesiyle sağlık merkezlerine başvuran kişiler adeta bir “ön incelemeye” tabi olmuşlar ve girilen bilgilerle birlikte yapay zekaCOVID-19 taşıyıp taşıyamayacaklarına ilişkin bir eleme yapmıştır COVID-19 olma şüphesi belirtilen kişiler ileri laboratuvar testleri için hastanelere sevk edilirken, COVID-19 olma şüphesi bulunmayan kişiler ise gerekli yerlere sevk edilerek hastanelerin pandemiyle mücadele eden bölümlerinin gereksiz yere meşgul edilmesi önlenmiştir.

Sağlık sisteminde, yukarıda bahsedilen yapay zeka teknolojilerinden yararlanılarak dijitalleşme sürecine geçilmesi ve “sanal klinikler” oluşturulması ile sağlık sisteminde önemli derecede rahatlama olacağı düşünülmektedir. Zira oluşturulacak “sanal klinikler” ile kişilerin şikayetlerini çevrimiçi olarak doktorlara iletebilecekleri bir platform geliştirilebilir. Bu sayede, basit derecedeki rahatsızlıkların bu şekilde teşhis ve tedavisi ile hem her gün onlarca hastalıklı kişiyle birebir muhatap olmak zorunda kalan sağlık çalışanlarının sağlıklarının korunması sağlanacak, hem de zaten hasta olan ve dinlenmesi gereken kişilerin fiziken kliniklere giderek daha fazla yorulması önlenecektir. Bununla birlikte, düzenli olarak doktor kontrolüne gitmesi gereken kişiler de kontrole sanal klinikler vasıtasıyla gidebilecekler ve doktorları bu kişilerin tıbbi geçmişlerine ilişkin bilgi ve belgeleri kişilerin çevrimiçi hesaplarına yükleyerek bu bilgi ve belgelerin kaybolması önlenerek takibinin kolaylaşması sağlanabilecektir.

Tüm bu açıklamalar ışığında, hayatımızı yıllardır kolaylaştıran teknolojilerin sağlık sistemine de adapte edilmesinin sağlık sisteminin rahatlatılması, sağlık çalışanlarının daha iyi şartlarda görevlerini yerine getirmesi, maliyeti düşürüp insanlara daha kaliteli hizmet sunulmasına imkân vereceği açıktır. Bununla birlikte, COVID-19 pandemisinde de olduğu gibi, küresel çapta bir mücadele söz konusu olduğunda dijitalleşmiş bir sağlık sistemine oldukça ihtiyaç duyulduğu açıktır ve önümüzdeki yıllarda ülkelerin sağlık sistemlerini hızlı bir şekilde dijitalleştirmeye başlaması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mevcut teknolojilerin gelecek ihtiyaçlar doğrultusunda daha da iyileştirilmesi için gereken çalışmaların yapılması değerlendirilmektedir.

Leave a Comment