Analiz

COVID-19 Pandemisi Sırasında İnsani Yardım Uygulamaları

COVID-19 Pandemisi Sırasında İnsani Yardım Uygulamaları

Yazar: Emre Bayraktar

COVID-19 pandemisi coğrafya, ırk, kültür ayırt etmeksizin dünyadaki bütün ülkeleri etkileyen bir tehdit halinde dönüşmüş ve bu durumdan tüm insanlar olumsuz bir şekilde etkilenmiştir. Bununla beraber, toplumların bazı kesimleri COVID-19 pandemisinden daha kötü bir şekilde etkilenmekle karşı karşıyadır.

Zira her ülkede başta mülteciler ve yerinden edilen insanlar olmak üzere ülkelerin sağlık sistemlerine erişmekte zorluk yaşayan ve hükümetler ve/veya toplumun diğer fertlerinin göz ardı ettiği insanlar bulunmaktadır. Bu ihmaller sadece bu insanların sağlıklarının değil, bir pandemiyle mücadele edildiğinden dolayı, toplumun diğer fertlerinin ve hatta komşu ülkelerin toplumlarının da sağlıklarının etkilenmesine neden olabilmektedir (Madhav ve diğerleri, 2017).

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (“UNHCR”) verilerine göre, COVID-19 pandemisinden etkilenen 196 ülkeden 79’u sığınmacı barındıran ve yerel bulaşma bildiren ülkelerdir (UNHCR, 2020). Sığınmacıların normal durumda bile oldukça düşük yaşam standartlarında, kalabalık ortamlarda, temiz su ve hijyen ürünlerine sınırlı ulaşım ve yetersiz beslenme şartlarında yaşadıkları dikkate alındığında COVID-19 hastalığına yakalanma risklerinin oldukça yüksek olduğu aşikardır (IFRC, IOM, UNHCR, WHO, 2020). Bununla beraber, bu insanlar toplumun büyük kısmına nazaran, bürokratik ve/veya diğer sebeplerden dolayı, sağlık sistemine ulaşmada güçlük çekmektedirler. Ayrıca, Ebola, SARS ve MERS gibi tecrübeler de dikkate alındığında, COVID-19’un bu insanlar arasında önlenemez bir şekilde yayılarak sadece toplumun bu kısmını değil tüm insanları etkilemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, hem sığınmacılar başta olmak üzere insani yardıma muhtaç insanlara yardım etmek açısından hem de toplumun diğer üyelerinin sağlığını korumak açısından ülkelerin alması gereken bazı önlemler bulunmaktadır.

Temel sağlık hizmetlerinin aksatılmaması

Afrika'da covid-19 testi

Afrika’da Covid-19 Testi

Ebola ve H1N1 influenza salgınlarından edinilen tecrübelerde, salgın hastalıklar sırasında dolaylı sağlık etkenlerinden, yani temel sağlık hizmetlerinin aksatılmasından dolayı, ölenlerin sayısının doğrudan salgın hastalıktan ölenlerin sayısından fazla olabildiği görülmüştür (Lau ve diğerleri, 2020). Bunun başlıca nedenleri ise, salgın hastalık karşısında hazırlıksız yakalanan ülkelerin, salgınla mücadele kapsamında kaynaklarını doğru kullanamaması, tüm kaynaklarını salgınla mücadeleye aktararak temel sağlık hizmetlerini aksatmasıdır. Zira COVID-19 pandemisi sırasında da gördüğümüz üzere, bazı ülkeler hastanelerin tüm bölümlerini COVID-19 ile mücadele kapsamında sadece COVID-19’a yakalanmış hastalara tahsis etmiş, hem COVID-19 ile mücadele edecek hem de temel sağlık hizmetlerini yerine getirecek yeterli teknik donanım ve sağlık görevlisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla beraber, insanlar da hem hastanelerin yeterince güvenli olmadığını hem de hastanelerin kendileriyle ilgilenecek durumda olmadığını düşündüklerinden temel sağlık hizmetlerini COVID-19 pandemisi geçene kadar erteleme eğilimi göstermişlerdir.

Bununla beraber, sığınmacılar arasında yukarıda bahsedilen yaşam şartlarından dolayı HIV, tüberküloz, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve diyabet başta olmak üzere birçok kronik hastalık oldukça yaygındır ve tedavilerinin aksaması halinde ölümcül risklerle karşı karşıya kalınması muhtemeldir (Konwloh ve diğerleri, 2017). Ayrıca bu tür insanların çoğunda kronik hastalıklar bulunması sebebiyle COVID-19’a yakalanmaları halinde ölüm oranı oldukça yüksek olacaktır.  Zira mevcut durumda bile sığınmacıların kronik hastalıklarının tedavisi için sağlanan insani yardım sisteminin oldukça zayıf olduğu dikkate alındığında, herhangi bir salgın karşısında mevcut insani yardım sistem oldukça etkilenmektedir. Örneğin; 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika’da ortaya çıkan Ebola salgını sırasında, Gine, Liberya ve Sierra Leone’de Ebola’dan 11,300 kişi yaşamını yitirmişken, tedavi imkanına erişimi aksayan HIV/AIDS ve tüberküloz hastası 10,600 kişi hayatını kaybetmiştir (Parpia ve diğerleri, 2016). Ortaya çıkan salgın hastalıktan ölen insan sayısı, aksayan temel sağlık hizmetinden kaynaklı ölüm sayısıyla hemen hemen aynı olduğu dikkate alındığından, temel sağlık hizmetlerinin aksamaması ortaya çıkan pandemiyle mücadele kadar önemlidir.

Kontrol tedbirlerinin, testlerin ve tedavilerin sığınmacılara uygulanması

Sığınmacılara kontrol tedbirlerinin uygulanması ve sığınmacılarının test kitlerine ve tedaviye kolayca ulaşabilmeleri oldukça önemlidir ancak birçok ülke kontrol tedbirlerini uygulamada, testler ve tedavilere erişimde kendi vatandaşlarına öncelik vermektedir. Örneğin, Yunanistan’ın Midilli adasında bulunan mülteci kampındaki insanlara maske verilmediğinden dolayı, kamptaki insanların kumaşlardan kendilerine maske diktiği bildirilmiştir (The Greek refugees battling to prevent Covid-19 with handmade face masks, 2020). Aynı şekilde, sosyal mesafenin hastalığın yayılmasını önlemede oldukça önemli olduğu belirtilmekle beraber, mülteci kamplarında oldukça kalabalık bir şekilde yaşamak zorunda kalan insanların bu mesafeyi koruyabilecek durumları bulunmamaktadır. Aynı zamanda bu yaşam alanlarında çoğu zaman temiz su ve temizlik malzemelerine erişim kısıtlı olmaktadır.

Bu durum karşısında hem ülkedeki sığınmacıların sağlığı hem de ülkede bulunan herkesin sağlığı açısından daha doğru bir strateji benimsenmelidir. Zira sığınmacıların ülkenin vatandaşı olmadığı ve ülkelerin vatandaşlarının sağlığına öncelik vermesi gerektiğine yönelik bir anlayış insani açıdan doğru olmadığı gibi, bilimsel açıdan da doğru değildir çünkü sığınmacılar arasında başlayacak bir salgın hastalık kolayca ülkedeki diğer insanlara da bulaşıp ülke çapında bir tehdit haline gelebilir. Bu nedenle, sığınmacılar başta olmak üzere ülkedeki herkesin sağlık sistemine erişim kolaylığının aynı olması gerekmektedir. Ayrıca COVID-19’la mücadele kapsamında, sığınmacıların yaşam alanlarında doğru sosyal mesafe önlemleri uygulanmalı, maske gibi gerekli koruyucu tedbirler ücretsiz dağıtılmalı ve hastalığın erken teşhisi açısından şikayeti olan insanlara hemen test yapılmalıdır. Bununla birlikte, kamplarda bulunan ve özellikle 50 yaş ve üstü insanlara özel tedbirler uygulanarak, bu insanlar yakından takip edilmelidir.

Küresel çapta bir tehdit haline dönüşen COVID-19 pandemisinin hızla yayılmasından yabancılar ve sığınmacılar haksız yere ilk suçlanan kesimlerden biri olmakla beraber, sığınmacılar yaşamak zorunda kaldıkları şartlar nedeniyle pandemi sırasında en hassas grupların başına yer almaktadır. Sığınmacıların pandemiden ağır bir şekilde etkilenmeleri halinde bunun sonuçları sadece sığınmacıları değil, tüm insanları etkileyecektir zira hastalığın yayılma hızı oldukça artacaktır. Bu nedenle, önceki pandemi tecrübeleri de dikkate alınarak, pandemi sırasında ayrımcılık yapılmayarak sağlık hizmetlerine, koruma ve kontrol tedbirlerine erişimler herkes için kolaylaştırılmalıdır, aksi takdirde COVID-19 ile mücadele oldukça yara alır.

Leave a Comment